Adler'in Yaşamı ve Freud'la Düşünce Farklılıkları
Viyana Üniversitesi’nde Doktorluk derecesi
aldı.Tıp eğitimi ve ihtisasını tamamladıktan sonra göz hekimi olarak çalışmaya
başladı.Adler 27 yaşında Raissa
Timofejewna ile evlenmiş ve dört çocukları olmuştur.32 yaşında bir
dostuyla tıbbi nitelikli bir dergi
çıkarmaya başlamıştır.O yıl Sigmund Freud’la tanışıp,öğrencisi olmuştur ve
birlikte Adler’in başkanlığında Viyana Psikanaliz Topluluğu’nu kurdular.Freud
ve Jung’la beraber psikodinamik
yaklaşımın gelişmesinde de öncü olmuştur.Psikodinamik yaklaşım;çocuğun doğuştan
getirdiği içgüdülere göre hareket ettiğini ve bu süreçte yaşadığı anksiyeteyi
savunma mekanizmalarıyla karşıladığını varsayar.Freud’un,bir dergiye rüyalarla
ilgili yazdığı makaleyle kesişen yolları,Freud’a göre Adler’in öne çıkma ve
üstünlük kurma hırsından,Adler’e göre ise Freud’un her nevrozun altında cinsel
çağrışımlar aramasından ve bu fikrinden asla ödün vermeyip yeni fikirlere
kapalı olmasından ayrılır.İlk tanıştıklarında ,aralarındaki on dört yaşa rağmen
sıkı dostlukları sona erer,Psikanalizin bilimsel çevrelerce kabullenilmesini
amaçlayan ikili Viyana’da bir psikanaliz kongresinde çıkan görüş ayrılıkları
nedeniyle yollarını ayırır.Adler’in kendisine çizdiği yol olan Bireysel
Psikoloji,yepyeni bir dal yaratacaktır.Bireysel Psikolojinin kurucusu,eksiklik
duygusu ve tek çocuk sendromu terimlerini ilk kez ortaya atan,duygusal yönden
sakatlanmış kişileri olgunluğa,sağduyuya ve toplumda yararlı olmaya
yöneltecek,destekleyici ve esnek bir psikoterapi yönteminin mucidi Alfred
Adler.
Freud’dan
ayrıldığı en belirgin nokta;onun üstünlük çabasına verdiği önemdir.Adler’e
göre,üstünlük duygusu insanların kazanmak istediği esas güçtür ve cinsel
dürtüden daha kuvvetlidir.Bu, bireyin diğerlerinin yanında kendisini üstün veya
aşağı olarak tanımlamasına neden olur.Temel aşağılık duygusunun bireyin
bebekliği sırasında,gerçekten aciz ve yardıma muhtaçken oluştuğunu,birey geri
kalan yaşamında bu duygudan kurtulma çabası içine girer.
Klasik
psikanalizdeki,insan odaklı ve içgüdüsel tutumun yerine toplum ve aile ilişkilerini
koyar.İnsanın yaşam biçiminde,fizyolojik unsurlardan çok sosyal alanlarla
ilgilenir.Freud’un parçalara ayırdığı benlik ve kişilik yapısını bir bütün
olarak ele almaktadır.İyi yada kötü insan diye bir şey olmadığını,insanın
içinde bulunduğu koşullara göre , seçen ve yaratan kendisi olduğu için iyi ya
da kötü durumları seçtiğini söyler,insanın özünde saldırgan ve yıkıcı
özellikleri olduğu fikrini tamamen yadsır.Adler,insanı kendi bütüncül kişilik
yapısı içinde inceler,aile ve toplum faktörleri,kişilerarası ilişkileri de göz
önünde bulundurarak inceler.Kadınların,erkek üreme organına sahip olmamasından
dolayı,doğuştan içgüdüsel olarak kendilerini eksik hissettiklerini söyleyen
Freud’un bu savını kökünden reddeder.Adler’e göre her insan çocukluktan gelme
bir eksiklik duygusuyla yaşamakta,çocukken yetişkinlerin içinde eksik ve
çaresizdir.insan zaten doğa güçlerine,evrene karşı eksik ve çaresizdir.Bu
yüzden her insanın doğasında ,varoluşundan itibaren bir eksiklik duygusu
vardır.Yaşam içindeki üstünlük çabası da bu duygunun bir
uzantısı,sonucudur.Freud nevrozların kökeninde cinsel çatışmaların bulunduğu
inancını yaşamı boyunca sürdürmüştür,Adler nevrozların kökeninin yetersiz
öğrenme ve yanlış algılamaların olduğu fikrine bırakır.
İnsanın en
temel güdüsünü meydana getiren yetkinleşme çabasını bir üstünlük çabası
dolayısıyla insan davranışının çocuklukta yaşanan deneyimler tarafından
belirlenmediğini öne sürer.İnsan varlığını yalnızca çevre ve kalıtımın bir
ürünü olduğu düşüncesine karşıdır.
Psikolojik
analizde 3 unsur üzerinde durmuştur:Bireyin eski anıları—ailenin kaçıncı çocuk
olduğu—rüyalarını nasıl yorumlandığı.
Adler’e
göre bir boyun eğen ,bir de boyun eğdiren insan tipi vardır.Boyun eğen
insan;başkalarının koyduğu kurallar ve yasalara göre yaşar ve bu tip,hizmet
etmek ve başkasına çalışmak için var hisseder kendisini.Boyun eğdiren ise herkesten
nasıl üstün olabilirim?düsturuyla yola çıkar ve bir yöneticiye ihtiyaç
duyulduğu anda işte buradayım diye ortaya çıkar.Freud’un nevrozu libidoya
indirgemesine karşı çıkarak şahsiyetin oluşumdaki temel faktörün aşağılık
duygusu olduğunu savunur.Kişiliğin temeli güven duygusu ve aşağılık
duygusudur.Aşağılık duygusu insanı güven duygusuna sürekli iter.Aşağılık
duygusunu çocuklukta iki neden bağlar.Birincisi tüm istekleri ailesi tarafından
karşılanan şımarık çocuklar,Bu çocuklar toplumla karşı karşıya geldiklerinde
beklediklerini bulamaz ve toplumdan ailelerinden gördükleri ilgiyi
göremezler.Karşılaştıkları farklı davranış biçimleri şok etkisi
yaratacaktır.Şımartılmış çocuklar tek çocuklu aileler ve çok çocuklu ailelerin
son çocuklarında görülür.İkinci olarak terk edilen,ailesi tarafından
horlanan,kenara itilen çocuklar problemli olurlar.Bu çocuklar kendilerini işe
yaramaz ve aciz görürler.Böylece aşağılık duygusu gelişir.Aşağılık duygusu içe
kapanmasına sebep olur ve insanlara karşı davranışlarını değiştirir,çocuk
saldırganlaşır.Hayata karşı ilgisi,isteği ve duyguları azalır.
37 yaşında “Organların Yetersizliği Üzerine İnceleme”adlı eserini yazmıştır.1.Dünya Savaşı’nın başlamasıyla askeri hekim olarak görev yapmış,başarılarıyla dikkatleri üzerine çekmiştir.”Akut stres bozuklukları ve travma sonrası stres bozukluğu” konularında eğitimlerini arttırması için daha üst göreve atanmıştır.50 yaşında “İnsan Bilgisi” isimli kitabını çıkarmıştır.Daha sonra yurtdışında kongre ve seminerlerden aldığı davetlere katılır.59 yaşında Amerika’da Columbia Üniversitesi’nde iki yıl öğretim görevlisi olarak çalışmıştır.67 yaşındayken Hollanda’da verdiği bir seminer sonrasında göğüs ağrısı hisseder.Hekimin dinlenme tedavi önerisine karşın,programında olan İngiltere’deki konferansa katılır.Ancak İngiltere’deki konfreansın dördüncü gününde kendisini o günkü derse bekleyenler,bir süre sonra hocalarının sabah üniversiteye giden bilim yolunda kalp krizinden öldüğü haberini alacaklardır.67 yıllık yaşam serüveni 28 Mayıs 1937’de sona ermiştir.
Adler ve Freud Arasındaki Düşünce Farkları:
|
SİGMUND FREUD |
ALFRED ADLER |
|
Nesnel |
Öznel |
|
Fizyolojik altyapı |
Sosyolojik altyapı |
|
Kişilikte id/ego/süperego vardır. |
Kişilik tek parçadır. |
|
Kişi kendi içinde incelenir. |
Kişi çevresine uyumuyla incelenir. |
|
Tedavi amacı ruhsal birleşmedir. |
Tedavi amacı farkındalık ve toplumsal ilgide gelişmedir. |
|
İnsan içgüdüleri sebebiyle doğuştan
kötüdür,bu ancak kontrol edilebilir(ego ile). |
İnsan bulunduğu toplum koşullarına göre iyi
veya kötü olur. |
|
İnsan içgüdüleri sebebiyle uygarlığın
tutsağıdır. |
İnsan her olaya müdahale edemese de seçeceği tepkileri
gösterebilir. |
|
Gelişim kuramı yetişkinlerin serbest
çağrışımlarıyla oluşturulmuştur,çocuklarla etkileşime girilmemiştir. |
Direkt çocuklarla etkileşime geçmiştir. |
|
Oedipus kompleksi çok önemlidir. |
Aile içi ilişkiler ve aşağılık/üstünlük kompleksleri
önemlidir. |
|
Diğer insanlar rakiptir. |
Diğer insanlarla dayanışma kurabiliriz. |
|
Kadınlar erkek organına imrenir ve bu yüzden
eksik hisseder. |
İçinde yaşadığımız kültür sebebiyle kadınlar
kötü hisseder. |
|
Nevroz kökeni cinsel çatışmalardır. |
Nevroz yetersiz öğrenme ve yanlış algılama
sonucu oluşur. |
|
Uygarlaştıkça nevrozlar artar. |
Uygarlaşmadığımız için nevrozlar artar. |
Eserleri:
- Bir Yaşam Öyküsünü Okuma Sanatı
- Yaşama Sanatı
- Sorunlu Okul Çocuğu
- Okulda Güç Eğitilebilir Çocuklar
- Çocuk Eğitimi
- İnsanı Psikolojisi
- Güç Eğitilebilir Çocuklar
- İnsan Doğası
- Modern Psikoloji
- Sorunlu Okul Çocuğu
- Eşcinsellik Üzerine
- Çocuk Eğitimi
- Sosyal İlgi-İnsanoğluna Bir Davet
- Bireysel Psikoloji
- Cinsiyetler Arasında İşbirliği
- Yaşamsal Sorunlar
- Nevroz Sorunları
- Yaşamın Anlamı ve Amacı
- Psikolojik Aktivite
- İnsanı Tanıma Sanatı
- Yaşama Sanatı
- İnsan Tabiatını Tanıma
- Çocukta Yaşamsal Sorunlar
- Bireysel Ruhbilim
- İnsanın Doğası
- Yaşamın Anlamı
- Çocukta Yaşamsal Sorunlar
- Modern Psikoloji Alfred Adler Psikolojisine Giriş ve Tüm Çalışmaları
- Sosyal Duygunun Gelişiminde Bireysel Psikoloji
- Eğitimi Zor Çocukların Psikolojisi
- Der Sinn Des Lebens
- Menschenkenntnis
- Heilen and Bilden
Hüseyin SARSILMAZ

Yorumlar