Adler'in Yaşamı ve Freud'la Düşünce Farklılıkları

   
      Alfred Adler 7 Şubat 1870 tarihinde Avusturya Penzing'de doğdu ve Viyana'da büyüdü. Macaristan’dan Avusturya’ya göç eden bir ailenin ikinci çocuğudur.Mutsuz çocukluğu,hastalıklar,abisine duyduğu kıskançlık, önemsiz ve çirkin olma,annesi tarafından reddedilme duygularıyla damgalandı.Bundan dolayı annesinden  ziyade babasına kendisini daha yakın hissetti.Çocukluk hayali doktor olmaktı.

Viyana Üniversitesi’nde Doktorluk derecesi aldı.Tıp eğitimi ve ihtisasını tamamladıktan sonra göz hekimi olarak çalışmaya başladı.Adler 27 yaşında Raissa Timofejewna ile evlenmiş ve dört çocukları olmuştur.32 yaşında bir dostuyla  tıbbi nitelikli bir dergi çıkarmaya başlamıştır.O yıl Sigmund Freud’la tanışıp,öğrencisi olmuştur ve birlikte Adler’in başkanlığında Viyana Psikanaliz Topluluğu’nu kurdular.Freud ve  Jung’la beraber psikodinamik yaklaşımın gelişmesinde de öncü olmuştur.Psikodinamik yaklaşım;çocuğun doğuştan getirdiği içgüdülere göre hareket ettiğini ve bu süreçte yaşadığı anksiyeteyi savunma mekanizmalarıyla karşıladığını varsayar.Freud’un,bir dergiye rüyalarla ilgili yazdığı makaleyle kesişen yolları,Freud’a göre Adler’in öne çıkma ve üstünlük kurma hırsından,Adler’e göre ise Freud’un her nevrozun altında cinsel çağrışımlar aramasından ve bu fikrinden asla ödün vermeyip yeni fikirlere kapalı olmasından ayrılır.İlk tanıştıklarında ,aralarındaki on dört yaşa rağmen sıkı dostlukları sona erer,Psikanalizin bilimsel çevrelerce kabullenilmesini amaçlayan ikili Viyana’da bir psikanaliz kongresinde çıkan görüş ayrılıkları nedeniyle yollarını ayırır.Adler’in kendisine çizdiği yol olan Bireysel Psikoloji,yepyeni bir dal yaratacaktır.Bireysel Psikolojinin kurucusu,eksiklik duygusu ve tek çocuk sendromu terimlerini ilk kez ortaya atan,duygusal yönden sakatlanmış kişileri olgunluğa,sağduyuya ve toplumda yararlı olmaya yöneltecek,destekleyici ve esnek bir psikoterapi yönteminin mucidi Alfred Adler.

Freud’dan ayrıldığı en belirgin nokta;onun üstünlük çabasına verdiği önemdir.Adler’e göre,üstünlük duygusu insanların kazanmak istediği esas güçtür ve cinsel dürtüden daha kuvvetlidir.Bu, bireyin diğerlerinin yanında kendisini üstün veya aşağı olarak tanımlamasına neden olur.Temel aşağılık duygusunun bireyin bebekliği sırasında,gerçekten aciz ve yardıma muhtaçken oluştuğunu,birey geri kalan yaşamında bu duygudan kurtulma çabası içine girer.

Klasik psikanalizdeki,insan odaklı ve içgüdüsel tutumun yerine toplum ve aile ilişkilerini koyar.İnsanın yaşam biçiminde,fizyolojik unsurlardan çok sosyal alanlarla ilgilenir.Freud’un parçalara ayırdığı benlik ve kişilik yapısını bir bütün olarak ele almaktadır.İyi yada kötü insan diye bir şey olmadığını,insanın içinde bulunduğu koşullara göre , seçen ve yaratan kendisi olduğu için iyi ya da kötü durumları seçtiğini söyler,insanın özünde saldırgan ve yıkıcı özellikleri olduğu fikrini tamamen yadsır.Adler,insanı kendi bütüncül kişilik yapısı içinde inceler,aile ve toplum faktörleri,kişilerarası ilişkileri de göz önünde bulundurarak inceler.Kadınların,erkek üreme organına sahip olmamasından dolayı,doğuştan içgüdüsel olarak kendilerini eksik hissettiklerini söyleyen Freud’un bu savını kökünden reddeder.Adler’e göre her insan çocukluktan gelme bir eksiklik duygusuyla yaşamakta,çocukken yetişkinlerin içinde eksik ve çaresizdir.insan zaten doğa güçlerine,evrene karşı eksik ve çaresizdir.Bu yüzden her insanın doğasında ,varoluşundan itibaren bir eksiklik duygusu vardır.Yaşam içindeki üstünlük çabası da bu duygunun bir uzantısı,sonucudur.Freud nevrozların kökeninde cinsel çatışmaların bulunduğu inancını yaşamı boyunca sürdürmüştür,Adler nevrozların kökeninin yetersiz öğrenme ve yanlış algılamaların olduğu fikrine bırakır.

İnsanın en temel güdüsünü meydana getiren yetkinleşme çabasını bir üstünlük çabası dolayısıyla insan davranışının çocuklukta yaşanan deneyimler tarafından belirlenmediğini öne sürer.İnsan varlığını yalnızca çevre ve kalıtımın bir ürünü olduğu düşüncesine karşıdır.

Psikolojik analizde 3 unsur üzerinde durmuştur:Bireyin eski anıları—ailenin kaçıncı çocuk olduğu—rüyalarını nasıl yorumlandığı.

Adler’e göre bir boyun eğen ,bir de boyun eğdiren insan tipi vardır.Boyun eğen insan;başkalarının koyduğu kurallar ve yasalara göre yaşar ve bu tip,hizmet etmek ve başkasına çalışmak için var hisseder kendisini.Boyun eğdiren ise herkesten nasıl üstün olabilirim?düsturuyla yola çıkar ve bir yöneticiye ihtiyaç duyulduğu anda işte buradayım diye ortaya çıkar.Freud’un nevrozu libidoya indirgemesine karşı çıkarak şahsiyetin oluşumdaki temel faktörün aşağılık duygusu olduğunu savunur.Kişiliğin temeli güven duygusu ve aşağılık duygusudur.Aşağılık duygusu insanı güven duygusuna sürekli iter.Aşağılık duygusunu çocuklukta iki neden bağlar.Birincisi tüm istekleri ailesi tarafından karşılanan şımarık çocuklar,Bu çocuklar toplumla karşı karşıya geldiklerinde beklediklerini bulamaz ve toplumdan ailelerinden gördükleri ilgiyi göremezler.Karşılaştıkları farklı davranış biçimleri şok etkisi yaratacaktır.Şımartılmış çocuklar tek çocuklu aileler ve çok çocuklu ailelerin son çocuklarında görülür.İkinci olarak terk edilen,ailesi tarafından horlanan,kenara itilen çocuklar problemli olurlar.Bu çocuklar kendilerini işe yaramaz ve aciz görürler.Böylece aşağılık duygusu gelişir.Aşağılık duygusu içe kapanmasına sebep olur ve insanlara karşı davranışlarını değiştirir,çocuk saldırganlaşır.Hayata karşı ilgisi,isteği ve duyguları azalır.

37 yaşında “Organların Yetersizliği Üzerine İnceleme”adlı eserini yazmıştır.1.Dünya Savaşı’nın başlamasıyla askeri hekim olarak görev yapmış,başarılarıyla dikkatleri üzerine çekmiştir.”Akut stres bozuklukları ve travma sonrası stres bozukluğu” konularında eğitimlerini arttırması için daha üst göreve atanmıştır.50 yaşında “İnsan Bilgisi” isimli kitabını çıkarmıştır.Daha sonra yurtdışında kongre ve seminerlerden aldığı davetlere katılır.59 yaşında Amerika’da Columbia Üniversitesi’nde iki yıl öğretim görevlisi olarak çalışmıştır.67 yaşındayken Hollanda’da verdiği bir seminer sonrasında göğüs ağrısı hisseder.Hekimin dinlenme tedavi önerisine karşın,programında olan İngiltere’deki konferansa katılır.Ancak İngiltere’deki konfreansın dördüncü gününde kendisini o günkü derse bekleyenler,bir süre sonra hocalarının sabah üniversiteye giden bilim yolunda kalp krizinden öldüğü haberini alacaklardır.67 yıllık yaşam serüveni 28 Mayıs 1937’de sona ermiştir.

Adler ve Freud Arasındaki Düşünce Farkları:

SİGMUND FREUD

ALFRED ADLER

Nesnel

Öznel

Fizyolojik altyapı

Sosyolojik altyapı

Kişilikte id/ego/süperego vardır.

Kişilik tek parçadır.

Kişi kendi içinde incelenir.

Kişi çevresine uyumuyla incelenir.

Tedavi amacı ruhsal birleşmedir.

Tedavi amacı farkındalık ve toplumsal ilgide gelişmedir.

İnsan içgüdüleri sebebiyle doğuştan kötüdür,bu ancak kontrol edilebilir(ego ile).

İnsan bulunduğu toplum koşullarına göre iyi veya kötü olur.

İnsan içgüdüleri sebebiyle uygarlığın tutsağıdır.

İnsan her olaya müdahale edemese de seçeceği tepkileri gösterebilir.

Gelişim kuramı yetişkinlerin serbest çağrışımlarıyla oluşturulmuştur,çocuklarla etkileşime girilmemiştir.

Direkt çocuklarla etkileşime geçmiştir.

Oedipus kompleksi çok önemlidir.

Aile içi ilişkiler ve aşağılık/üstünlük kompleksleri önemlidir.

Diğer insanlar rakiptir.

Diğer insanlarla dayanışma kurabiliriz.

Kadınlar erkek organına imrenir ve bu yüzden eksik hisseder.

İçinde yaşadığımız kültür sebebiyle kadınlar kötü hisseder.

Nevroz kökeni cinsel çatışmalardır.

Nevroz yetersiz öğrenme ve yanlış algılama sonucu oluşur.

Uygarlaştıkça nevrozlar artar.

Uygarlaşmadığımız için nevrozlar artar.

  

Eserleri:

  • Bir Yaşam Öyküsünü Okuma Sanatı
  • Yaşama Sanatı
  • Sorunlu Okul Çocuğu
  • Okulda Güç Eğitilebilir Çocuklar
  • Çocuk Eğitimi
  • İnsanı Psikolojisi
  • Güç Eğitilebilir Çocuklar
  • İnsan Doğası
  • Modern Psikoloji
  • Sorunlu Okul Çocuğu
  • Eşcinsellik Üzerine
  • Çocuk Eğitimi
  • Sosyal İlgi-İnsanoğluna Bir Davet
  • Bireysel Psikoloji
  • Cinsiyetler Arasında İşbirliği
  • Yaşamsal Sorunlar
  • Nevroz Sorunları
  • Yaşamın Anlamı ve Amacı
  • Psikolojik Aktivite
  • İnsanı Tanıma Sanatı
  • Yaşama Sanatı
  • İnsan Tabiatını Tanıma
  • Çocukta Yaşamsal Sorunlar
  • Bireysel Ruhbilim
  • İnsanın Doğası
  • Yaşamın Anlamı
  • Çocukta Yaşamsal Sorunlar
  • Modern Psikoloji Alfred Adler Psikolojisine Giriş ve Tüm Çalışmaları
  • Sosyal Duygunun Gelişiminde Bireysel Psikoloji
  • Eğitimi Zor Çocukların Psikolojisi
  • Der Sinn Des Lebens
  • Menschenkenntnis
  • Heilen and Bilden

           Kader ÖLMEZ 

Hüseyin SARSILMAZ 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

CARL GUSTAV VE JUNG VE FREUD

SOSYAL FOBİ